25.04.2008

İCATLAR GALERİSİ


























































































































































Mutlu ailenin sırrı...


Uzmanlar, anne ve babalarının iletişim kurduğu çocukların daha mutlu olduğuna dikkat çekerek, "Daha mutlu bir çocuk yetiştirmek ve bununla birlikte daha mutlu bir aile olabilmek ebeveynlerin elinde" diyor.
Psikolog Filiz Yakmaz, "mutlu aile mutlu çocuk" konulu seminerde, mutlu aile olabilmenin ve çocuk yetiştirmenin püf noktalarını açıkladı.
Çocukların gelişimleri boyunca giderilmesi gereken belli başlı ihtiyaçları olduğunu belirten Yakmaz, anne ve babaların bu ihtiyaçları ancak çocukları ile kuracakları güçlü iletişim sayesinde karşılayabileceklerini bildirdi.
Anne ve babalara çocuklarıyla konuşma tavsiyesinde bulunan Yakmaz, "Bazen öğretmenin çocuk ile ilgili olumsuz bir gözlemi ya da toplum içinde çocukların yaptığı rahatsız edici bir davranış, aileleri "biz nerede hata yaptık" sorusuna itebilir. Bu gibi durumlar her zaman karşılaşılabilecek tipik çocuk davranışlarıdır. Ailelerin unutmaması gereken en önemli nokta onların çocuk olduğu gerçeğidir. Eve geldiğinizde çocuğunuz ile oturup yaptığı davranışlar üzerine konuşmalı ve onların görüşlerini de alarak sağlıklı bir iletişim ortamı hazırlamalısınız” dedi.
Çocukların aileyi kendilerine model aldığını, ancak aileden güç ve destek alarak gelişebileceklerinin anlaşılması gerektiğini vurgulayan Yakmaz, “İşte bu noktada hayat hem anne babalar hem de çocuklar için çok farklı olacaktır. Arzu ettikleriniz ile çocuğunuzun davranışları arasındaki farkı çocuğunuza fatura etmek yerine, kendi ebeveynlik tutumlarınızı gözden geçirebilirseniz asıl başarı sağlanmış olacaktır” diye konuştu
.

Erkekler, kadınların ev işini artırıyor


Michigan Üniversitesi Sosyal Araştırmalar Enstitüsünün araştırmasına göre, erkekler, eşlerinin ev işinin her hafta 7 saat artmasına neden oluyor.
Araştırmayı yapan grup üyelerinden ekonomist Frank Stafford, bunun gayet iyi bilinen bir durum olduğunu belirterek, erkeklerin daha çok ev dışında çalışmaya meyilli olduklarını, kadınların ise evdeki işleri daha fazla üstlendiğini ifade etti.
Aile içinde bireysel farklılıkların bulunduğuna dikkati çeken Stafford, umumiyetle evliliğin, ''kadınlar için daha fazla, erkekler için daha az ev işi'' anlamına geldiğini kaydetti.
Stafford, ancak Amerika'da yaptığı araştırmanın sonucunda 1976 yılına nazaran 2005'te erkeklerin ev işine katkılarının arttığını bildirdi.
Araştırmada, çocukların da kadınların ev işinin artmasının diğer nedenlerinden birini oluşturduğu belirtildi. Buna, üçten fazla çocuğu olan bir kadının haftada toplam 28 saat, kocanın ise 10 saat çalışması örnek olarak verildi.

Ayak sağlığınızı ihmal etmeyin!


Modayı takip etme ve rahatlık için tabanı uygun olmayan ayakkabı seçiminde, dengeli şekilde karşılanamayan her kilonun, öncelikle ayaklar olmak üzere vücuttaki tüm eklemlerde ağrıyla başlayan sağlık risklerine yol açtığı bildirildi.
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Prof. Dr. Emre Toğrul, Türkiye'de insanların genel olarak ayak sağlığına yeterince önem vermediğini ve giyilen ayakkabıların ortopedik özellikte olmadığını söyledi.Kişilerin rahat olduğu ve günümüz modasını takip etme düşüncesiyle düz tabanlı veya çok yüksek topuklu ayakkabıları tercih ettiğini belirten Toğrul, şunları söyledi:
''Bu açıdan, ayakkabının rahat olması sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Moda ve rahatlık değil, gün boyu yükümüzü çeken ayaklarımızın sağlığı önemlidir. Özellikle kadınların seçim yaparken moda olduğu gerekçesiyle düz tabanlı veya çok yüksek topuklu ayakkabıları tercih etmeleri sağlık risklerine yol açabilir.
Çünkü, vücudun ağırlığını ayak dengeleyemiyorsa, bu yük öncelikle tabanda, ardından bilek ve diz kapaklarında, ilerleyen dönemde de bel ve diğer eklemlerde ağrılara neden olur. Fiziksel bir dayanma noktası olan ve bedenin yükünü taşıyan ayakların sağlığı için ayakkabı seçimine dikkat edilmelidir.'' Ayağın en önemli noktası olan topuğun, düz tabanlı ayakkabı giyilmesi durumunda olumsuz etkilendiğini belirten Toğrul, şöyle devam etti:
''Topuk günlük yaşamda fiziksel bir dayanak noktası görevi yapan ve kişi gelişiminde önemli yeri olan bir bölümüdür. Ayağın anatomik yapısına göre birinci ve beşinci parmak kökü ile topuk üzerine binen ağırlığı, giyilen ayakkabı uygun şekilde dağıtmıyorsa sorun var demektir. Ayakkabının tabanında, ayağın anatomik yapısına uygun girinti ve çıkıntıların olması, yani ayakkabının ortopedikliği çok önemlidir.'' Yalın ayak dolaşırken düz yerlerde fazla bulunulmasının yaratacağı sorunlara da dikkati çeken Toğrul, ''Özellikle yürümeye yeni başlayan çocuklar için ailelere, bunu halı gibi zeminlerde gerçekleştirmelerini öneriyoruz. Çünkü, bu tür zeminler, esnek yapısı dolayısıyla ayağın şekillenmesi açısından son derece önemli. Zeminin sert ve düz olması, çocuk tabanını olumsuz etkiler. Taban kısmı düz olan çocuklar da ilerde sorunlarla karşılaşır'' uyarısında bulundu.

Az uyku fazla kilo sebebi


Dünya’nın ortak sorunu olan kilo problemi, genellikle çok yemeğe ve az hareket etmeye bağlı olsa da; az uyumanın şişmanlığı tetikleyen gizli bir düşman olduğu saptandı.
Kadıköy Şifa Sağlık Grubu’ndan Beslenme ve Diyet Uzmanı Seda Bahtiyar Tatay, son 40 yılda yapılan araştırmaların, günümüzde uyku süresinin dokuz saatten yedi saate düştüğünü ve insanların daha az uyuyup daha çok kilo aldıklarını gösterdiğini açıklıyor.
Dyt. Seda Bahtiyar Tatay, az uyumanın insan sağlığı üzerinde birçok olumsuz etkisi olduğunu ve kilo probleminin de bu olumsuzluklardan biri olduğunu ifade ediyor.
Televizyon ve bilgisayar karşısında geçirilen zamanın geç saatlere kadar sarkmasının gece atıştırmalarına neden olduğunu belirten Dyt.Seda Bahtiyar Tatay, gece geç alınan besinlerin vücut tarafından enerji olarak harcanamadığını ve depolanarak kiloya dönüştüğünü söylüyor.
Uykunun vücut için çok önemli olan bir zaman dilimi olduğunu belirten Kadıköy Şifa Sağlık Grubu’ndan Beslenme ve Diyet Uzmanı Seda Bahtiyar Tatay, uyku bozukluğunun hormonlarla arasındaki bağlantıyı şöyle açıklıyor:‘ Leptin ve Ghrelin iştah üzerinde etkili olan iki hormondur. Leptin vücutta enerji fazlası olduğu zaman iştahı keserek yemeyi durdurmamızı sağlar. Ghrelin ise mide tarafından mide boş olduğunda salınarak açlık hissini tetikler. Mide boş olduğu zaman Ghrelin seviyeleri artar ve Leptin düşerek bizim yemek yeme isteğimizi tetikler. Yapılan çalışmalar az uyunduğunda (Günde 5-6 saatten az) Leptin seviyesi sanki 900 kalorilik bir beslenme programındaki gibi düşerek açlığı tetiklediğini göstermiştir’
Uykusuzluğun sinirler üzerinde de negatif etkileri olduğunu söyleyen Dyt.Seda Bahtiyar Tatay, uykusuzluğun sinirleri uyararak rahatlamasını engellediğini, karbonhidrat ve şekerli yiyeceklere eğilimin daha çok arttığını ve kortizol denilen stres hormonunun da uykusuzluk süresince artarak yağlanmaya sebep olduğunu açıklıyor.
Uykusuzluğun birçok nedeni olduğunu ifade eden Kadıköy Şifa Sağlık Grubu’ndan Beslenme ve Diyet Uzmanı Seda Bahtiyar Tatay, özellikle burundaki şekil bozuklukları ile boğaz bölgesindeki yağlanmanın çok miktarda olmasından kaynaklanan uyku apnesinin, genellikle kilo problemi yaşayan kişilerde görüldüğünü ve bu gibi durumlarda mutlaka uzmanlardan yardım istenmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Bikini mevsiminden önce geri sayım


Deniz mevsimi gelince bikini veya mayo giymek için fit olma telaşı başladı. Mayo giymeden iki gün veya 1 hafta öncesinden sindirim sistemini rahatlatacak, lenf dolaşımını düzene sokacak, vücutta oluşabilecek şişlikleri (su toplamasını ) önleyebilecek bir beslenme programı uygulamak gerekiyor. Diğer taraftan bağırsak hareketlerini düzene sokan, kabızlığı önleyen bir beslenme programı uygulamak da çok önemli.
1. Aşama: Sodyum içeriği yüksek besinlerden ve diyetlerden uzak durmalı. Bunun için ;
Salamura, tuzlanmış çiğ balıklar, turşu, lakerda, somon füme, füme balık çeşitlerinden uzak durunuz.
Yemeklere koyulan tuz miktarına dikkat edin.
Salatayı tuzsuz yiyin. Salata sosunu şu şekilde hazırlaya bilirsiniz; 1 Çorba kaşığı zeytin yağının içine istediğiniz kadar limon, balsamik sirke, 1 çorba kaşığı nar ekşisi, istediğiniz kadar baharat koyarak hazırlayıp tuzun eksikliğini giderebilirsiniz.
Bağırsaklarınızı iyi çalıştırarak karın bölgesindeki şişliği de önlemeniz gerekli. Bu sebeple; Beslenmenizde potasyum değeri yüksek bağırsak çalışmasını sağlayıp kabızlığı önleyecek, bağırsakta gaz oluşumunu önleyen yiyecekler yemeliyiz.
Tercih edeceğiniz yiyeceklerimiz: Yeşil sebzelerden, kabak, patlıcan, ıspanak, fasulye, semiz otu, brokoli Meyvelerden de kivi, armut, kayısı, ananas.
2. Aşama: Plaja inmeden önce tavsiye edeceğim menü, ızgara balık ile birlikte ızgara sebze tabağı yanında, közlenmiş domates ve biber. Izgara sebze olarak kabak, havuç, fasulye, brokoli, patlıcan karışımı sebzeyi öneriyorum. Ayrıca bütün bunlar yapılırken günde 1 fincan yeşil çay, 1 fincan ısırgan otu, 1 fincan ada çayı içilmesinde fayda var.
3. Aşama: Sabah kahvaltısında ise 2 yumurtalı kaşarlı omlet ile birlikte 1 dilim ekmek yenilebilir.Bu menü kaliteli protein içerdiği için önemlidir. Ya da 1 bardak laktozsuz süt (bio-süt) içine; 3 Kaşık yulaf+5 kaşık müsli+ 1 kivi içeren bir kahvaltı hazırlayabilirsiniz.

OKUL YEMEKLERİNİN İÇERİĞİ NASIL OLMALI

Okul yemeği günün ana öğünüdür. Bu nedenle yenen yemeğin iyi planlanması gereklidir. Yeterli ve dengeli bir öğle öğününde;
Birinci yemek; protein yönünden zengin et, balık, tavuk, yumurtalı bir yemek veya kuru baklagil yemeklerinde seçilmeli.
İkinci yemek; Temel enerji kaynağı karbonhidratlı yiyeceklerden seçilmeli ve seçilen karbonhidrat miktarının iyi ayarlanması gerekli. Porsiyon çok büyük olmamalı, fazlası yarar yerine kilo yapacaktır. Bu yiyecekler bulgur, makarna, protein kalitesi artırılmış az yağlı börek, barbunya pilaki olabilir.
Üçüncü yemek; Zengin kalsiyum kaynağı olan yoğurt, ayran, meyve ve salata olmalıdır. Her gün olmamakla birlikte haftada 2-3 defa sütlü tatlılar menüye eklenmelidir.
Benim özellikle gözlemlediğim ve sıklıkla olan menü hataları; Aşırı karbonhidrat içerikli protein oranı çok düşük menülerin sunulması örneğin; Çorba (pirinçli ) + pilav + patates püresi + salata gibi ya da sebze kızartma + pilav + çorba gibi hiç proteinli yiyecek içermeyen aşırı karbonhidratlı çok kalorili menülerin sunulması.
Beslenme ve Diyet Uzmanı BANU KAZANÇValikonağı Caddesi, Başaranlar Apt. Kat.4NişantaşıTel:0212 224 40 17
www.banukazanc.com